26 Aralık 2008 Cuma

Eski Duvar, Eski Adam



Bey mahallesinde küçücük eski bir fotoğrafcı dükkanı. Camekandan siyah beyaz insan geçmişleri güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, masum bakışlı çocuklar... En güzel fotoğraf ise yakışıklı bir gence ait , vesikalık bir fotoğraf. Gencin gözlerinde yaşama sevinci var. Omuzları geniş ve heybetli... Fotoğrafın hemen yanında çok eski bir fotoğraf makinasi. Sanki yeşil gözlü genç adam gözlerini makinaya dikmiş bakıyor...

Kim bilebilir fotoğraftaki yakışıklı gencin fotoğrafcı dükkanına oturmuş, kendisiyle kavgaya tutuşmuş. Yaşlılığa zamana beddualar edip küfürler savuran küçücük ellerini nereye koyacağını bilemeyen Süleyman olduğunu.
Geniş omuzları düşmüş, güzel gözleri görmez olmuş. Bedeni ruhundan daha çok isyan etmiş zamana, yorulmuş. Küçük ellerini karşısında biri varmışçasına savurarak konuşuyor "ah yaşlılık senden büyük düşman mı var?" ellerini dizlerine koyuyor, duramıyor yine başlıyor ellerini savura savura söylenmeye, " genç olacaktım ki yıktırır mıydım dükkanımı, sahip çıkardım dükkanıma az mı ekmeğini yedim ben bu küçük dükkanın"
Söylediklerine göre yıkacaklarmış Süleyman'ın küçük dükkanını yolları genişletip turizm yapacaklarmış. Bu eski, küçük dükkanı bir kaç sarı kafalı turiste güzel görünmek için yol yapıp tepeleteceklermiş. Ya Süleyman Onu kim düşünürki. Yaşlanmış duygularını, geçmişini, anılarını, küçücük kalmış gözlerinden dökülen çocuksu yaşları.
Esnaf bile dalga geçiyor Süleymanla "Bu yaştan sonra napacak dükkanı, gözü görmez, kulağı duymaz fotoğraf mı çekecek kim naapsın bu tozlu dükkanda çekilen fotoğrafları? Bir ayağı çukurda zaten..." Ama hepsi korkar Süleymandan yaşlansada deli damarı tuttu mu tutar burnundan getirir hepsinin.
Süleyman her zamankinden daha öfkeli, kindar... Eski bir çantaya teker teker itinayla camekandan aldığı fotoğrafları yerleştiriyor. Sövüp sayıyor Turizme, turiste. En son camekandaki, yeşil gözlü genç Süleymanın vesikalığını alıyor. Elleri titriyor bu son fotoğrafı alırken... "Varsın yıksınlar" diyor varsın yıksınlar! "Varsın gavur döllerine peşkeş çeksinler dükkanımı... Ben görmeyeceğim ya yol olduğu tepelendiği günleri. Kaç gün ömrün kaldı Süleyman?" çantasını sinirle kapatıyor. Esnaftan Murtaza hemen koşup yardımına geliyor. Süleyman sonkez bakıyor dükkanına. Asma kilit vuruluyor kapıya...

1 yorum:

Fatma Yılmazer dedi ki...

Negatif hanım negatifleri de pozitifleri de çekersiniz.Keyfle okuyoruz yazılarınızı .Daha doğrusu Fatma Hanım okuyor ben dinliyorum.Süleyman gibi gözlerim görmüyor .olsun hayatı algılıyorum tum sesler benim için görüntü .Kedilerinin miyavlamasını kaydetmeyi düsünmüyor musun?Sevgiler.Enveristan