30 Eylül 2008 Salı

Baykuşlar ve Kediler


Adın çıkacağına canın çıksın demişler, harbiden doğru söylemişler. Mahallede bulunan yavru, kör, topal, anasız, babasız tüm hayvanlar nedense kapım çalınıp ilk bana gösteriliyor. Nedenini bende biliyorum aslında, adım çıkmış hayvan severe, ümmi hüreyre'ye yada mother dog ne fark eder hayvan anası oldum. Evimiz zaten tüm mahallede hayvanat bahçesi diye anılır oldu.

En son edindiğim hayvan tecrübesi baykuşlar kedileri yiyebiliyormuş. Oysa ben onları sadece fare yer sanıyordum, yılanda yiyorlarmış. Evimize gelen küçük misafirlerimizde baykuşların ağına düşen üç tekir kedi. Mahallenin delikanlıları tepedeki parkta çakır keyif otururken, bir baykuşun üç tekir kediye tacizde bulunduklarını görmüşler. Oda nesi tam Nesliye göre deyip gömlek ceplerine tekirleri tıkıp benim kapıda almışlar soluğu... Kapıyı açtığımda üç genç, üç kedi, bir biberon ve bir paket sütle karşılaştım. Verdiğim cevapsa şu oldu, " Allah razı olsun abicim, nasıl alcaktım ben biberonla sütü?" Kedileri hop diye kucağıma aldım, viyaklayan sesleri arasında düşündüğüm tek şey, bu üç yavrucanı anneme nasıl açıklayacağımdı. Çünkü evde kaplanı andıran bir kedi daha var ve bu yaz içinde başıma gelen beşinci yavru kedi kurtarma ve ev edindirme vukuatıydı. Birde köpekler var ne siz sorun ne ben söyleyim... Bir ara tövbe ettim çingene pembe çatı olmayacağım kedileri eve almayacağım diye. Son gelen kediyi eve alıp karnını doyurduktan sonra sokağa bıraktım ve aradan yarım saat geçmeden aldığım haber haala içimde vicdan azabı uyandırıyor. Yavru kediyi mahalle piçleri bisikletleriyle ezmişler. Dostoyevski'nin Ölüler Evinden Anılar kitabında buna benzer bir olay vardı, Aleksander Petroviç "insanlara hayvan sevgisi edindirirsek cinayet işlenmez" diyordu. Suç aslında çocukların değil onların katı kalpli ebeveynlerinin. Hayvanları insanlardan çok severim. Onlara insanlara duymadığım merhameti duyarım. Bu yüzden hep aile büyüklerinden uyarılar alırım "alemin merhametlisi sen misin? Her gördüğün hayvanı eve mi alacaksın? Bırak elbet bakacak merhametli birileri çıkar." İşte sinir bozucu klasik Türk düşüncesi birde bunun yere çöp atma versiyonu var "kardeşim, ben atmıcam çöpü, sen atmıcan, e bunlar atıyo yere, memleketi biz mi temiz tutcaz at gitsin" bu tiplere direk Allah belanızı versin diyorum içimden daha nazik bir cevap gelmiyor. Aileler biraz olsun evlatlarına hayvan sevmeyi öğretseler bunların hiçbiri olmayacak aslında. Aman ne hayvan sevgisinden bahsediyorsam onlar çocuklarına insanları sevmeyi, dürüstlüğü bile öğretemiyorlar. Dürst olanada salak muamelesi yapıyorlar. Analar babalar çocuklarına insan sevgisini merhameti öğretselerdi eğer bende bugün bu kadar rezil olmazdım. Elimde bir biberon üç kediyle sabaha kadar oturdum. Madem yapıyorsunuz bir hayır bari iki biberon alın kardeşim. Gerçi sadece iki elim var ama. Bu işte en çok garibime gidense kedileri önce mahalleden bir velede kakalamaya çalıştım o diğerlerine göre hayvanları seviyor diye düşünüyordum. Meğer anası olacak kadın bir caniymiş. "Aaa nerden buldun bu iğrenç sıçanları? Ben bunları evimde istemiyorum. Ölürlerse ölsünler canım. Bana mı sordu anası doğururken" işte alın size rezalet bana mı sordun doğururken veledin hergün bizde diyor muyum ben sana be kadın!

Efendim uzun lafın kısası, elimde üç tane şeker mi şeker, datlı mı datlı, gözleri çekik, suratları kaşık kedi var. Sanırım onbeş günlükler. Henüz yürüyemediklerinden öyle tahmin ediyoruz. Eğer kedi beslemek isterseniz, iyi bakarım derseniz, tekir olsun fark etmez diye düşünüyorsanız Antep yada çevresinde iseniz. Gelin kedi sahibi olun...



NOT: kedilerimizin resimleri çok yakında gelecek. Birinin fotoğrafını çekip koysam yeter zaten üçüde birbirinin aynısı....

3 yorum:

nisan cadısı dedi ki...

yufka yürekli olmanın neticesi. ama kedilere de dayanılmıyor hani :)

NeGaTiF-iM dedi ki...

yufka yüreğimin neticesi daha kötü sonuçlar doğuracak sanırım. kedilere bağlanmaya başladım sanırım =)

nisan cadısı dedi ki...

:))